top of page

Çocuklarda DEHB Üzerine Bir Değerlendirme

Nedir ve Belirtileri Nelerdir?


DSM-5’e göre, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocuklukta başlayan, ergenliği ve yetişkinliği de kapsayabilen nörogelişimsel bir farklılıktır. DEHB, klinik olarak kişinin yaşına uygun olmayacak biçimde ve işlevselliğini bozacak düzeyde gözlenen dikkatsizlik ve/veya hiperaktif ve dürtüsel davranışlarla tanımlanır. Dikkatsizlik davranışı, kişinin yaptığı görevi tamamlayamayıp başka şeylere yönelmesi,  dikkatini sürdürmekte zorlanması ve genel olarak organize bir tavırla hareket edememesi şeklinde açıklanır. Bu belirtiler, kişideki karşı gelme davranışından ya da yönergeleri anlamamaktan kaynaklanmaz. Hiperaktivite ise kişinin içinde bulunduğu duruma uygun olmayan düzeyde aşırı motor hareketlilik göstermesi olarak tanımlanır. Hiperaktif davranışlar (örneğin bir çocuğun duruma uygun olmayacak biçimde sürekli olarak etrafta koşuşturması), aşırı biçimde kıpırdanma, el veya ayakla sürekli vurma ya da aşırı konuşma olarak örneklenebilir. Dürtüsellik ise kişinin eylemlerinin sonuçlarını yeterince düşünmeden anlık olarak hareket etmesi ve sosyal kurallara uymakta zorlanması (örneğin sıra beklemekte ya da karşısındakinin sözünü kesmeden konuşmakta güçlük yaşaması) olarak tanımlanır.


Nörolojik Ayrımlar

DEHB tanısı alan kişilerin beyninin işleyiş biçimi eksik ya da bozuk değil, farklıdır. Araştırmalar, DEHB’li kişilerde özellikle prefrontal korteks (dikkati sürdürme, plan yapma ve dürtü kontrolü), bazal ganglionlar (davranışları düzenleme ve uygun tepkiyi seçme) ve beyincik (hareketlerin koordinasyonu, dikkat ve zamanlama) gibi bölgelerin işleyişinde ve bu bölgeler arasındaki iletişimde farklılıklar olduğunu göstermektedir. Ayrıca DEHB’li kişilerde dikkat, motivasyon ve öğrenmede rol oynayan dopamin ve noradrenalin gibi nörotransmitter sistemlerin de  farklı işleyebildiği görülmüştür. Bu nedenle DEHB’li çocuklar dikkatlerini sürdürmekte, dürtülerini kontrol etmekte, plan yapmakta ve duygularını düzenlemekte kendi yaş grubundaki çocuklardan daha fazla zorlanabilirler. Bu farklılıklar nedeniyle DEHB, günümüzde nörogelişimsel bir farklılık olarak kabul edilmektedir.


Dikkatin ve Dürtüselliğin Duygusal Dünya ile İlişkisi

Bu yazıda DEHB’nin biyolojik temelleri olan nörogelişimsel bir farklılık olduğundan bahsettik. Bununla birlikte, bir çocuğun dikkatini ne kadar sürdürebildiği ya da dürtülerini ne ölçüde kontrol edebildiği yalnızca beynin işleyişiyle açıklanmaz. Çocuğun o esnada kendini nasıl hissettiği de bahsi geçen becerileri önemli ölçüde etkiler.

Fonagy ve Target'ın geliştirdiği mentalizasyon kuramına göre çocuklar, ancak kendilerini yeterince güvende ve sakin hissettiklerinde hem kendi hem de başkalarının duygu, düşünce ve niyetlerini merak edip bunlar üzerine düşünebilirler. Yoğun kaygı, öfke, hayal kırıklığı ya da tehdit algısının baskın olduğu anlarda ise bu mentalizasyon kapasitesi geçici olarak zayıflayabilir. Böyle zamanlarda çocuklar, yaşadıkları duyguları düşünmek ve anlamlandırmak yerine davranışlarıyla ifade etmeye daha yatkın olabilirler. Bu durum dürtülerini düzenlemelerini, dikkatlerini amaca yönelik biçimde sürdürmelerini ve davranışlarını içinde bulundukları duruma göre esnek biçimde yönetmelerini güçleştirebilir.

Bu nedenle psikoterapide amaç yalnızca çocuklara dikkatlerini sürdürmeyi veya dürtülerini kontrol etmeyi öğretmek değildir. Psikoterapide öncelikle çocukların duygularını tanımalarına, zorlayıcı duygularını düzenleyebilmelerine ve kendilerini ilişkide güvende hissetmelerine destek olunur. Çocuklar, yaşadıkları duyguları davranışa dökmek yerine onları düşünebildikçe ve anlamlandırabildikçe, dikkatlerini sürdürme ve dürtülerini yönetme becerileri de güçlenir.

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Bu DEHB'nin duygusal nedenlerle ortaya çıktığı anlamına gelmez. DEHB’nin biyolojik temelleri değişmez; psikoterapi ise bu biyolojik farklılığın çocuğun günlük yaşamı üzerindeki etkisini azaltmaya, duygusal düzenleme becerilerini güçlendirmeye ve işlevselliğini artırmaya yardımcı olur.


Psikolojik ve Psikiyatrik Değerlendirmeler  ve Müdahaleler

DEHB değerlendirmesi çocuğun ailesinin ve öğretmeninin gözlemlerinin yanı sıra, klinik psikologlar ve psikiyatrların koordine bir şekilde çalışmasını gerektiren çok boyutlu bir değerlendirmedir. Klinik psikologlar gerekli gördüklerinde çocukların dikkat ve dürtü kontrolü becerilerini değerlendirmek amacıyla MOXO gibi bilgisayarlı performans testlerinden yararlanabilirler. Yine klinik psikologlar çocuğun bilişsel becerileri içinde güçlü yanlarını ve zorlanma alanlarını belirlemek üzere Wechsler Çocuklar İçin Zeka Ölçeği-IV (WISC-IV) testinden faydalanabilirler. Çocuk ve ergen psikiyatrları ise aileden, öğretmenden ve klinik psikologdan aldığı verilerle ve kendi değerlendirme süreçlerinin ardından gerekli durumlarda tanı koyarlar ve ilaç tedavisi planlarlar. Bu kapsamlı değerlendirme sonucunda çocuğun ihtiyaçlarına uygun destek ve tedavi planı oluşturulur.


Kaynakça ve ileri okumalar için:

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). American Psychiatric Association.

Cortese, S. (2012). The neurobiology and genetics of attention-deficit/hyperactivity disorder (ADHD): What every clinician should know. European Journal of Paediatric Neurology, 16(5), 422–433. https://doi.org/10.1016/j.ejpn.2012.01.009

Fonagy, P., Gergely, G., Jurist, E. L., & Target, M. (2002). Affect regulation, mentalization, and the development of the self. Other Press.


Klinik Psikolog Aysen Ece Börk



 
 
 

Yorumlar


bottom of page