top of page

Bencillik Mi Kendine Saygı Mı?

Güncelleme tarihi: 4 May



Bazen öyle anlar yaşarız ki, içimizden koca bir "hayır" demek geçerken, birilerini kırmamak ya da üzmemek için ağzımızdan usulca bir "evet" kelimesi çıkar. Kendi sınırlarımızı, ihtiyaçlarımızı ve duygularımızı bir kenara atıp başkalarının isteklerine ve memnuniyetine öncelik veririz. Oysa her istemeyerek söylenen "evet", kendi iç dünyamızda biriktirdiğimiz sessiz bir yük, kendimizden verdiğimiz küçük ama biriken bir parçadır. Peki, kendi ihtiyaçlarımıza öncelik vermek ve "hayır" diyebilmek gerçekten bencillik midir, yoksa kendine saygı duymanın en temel adımı mıdır?

 


Neden "Hayır" Demekten Korkuyoruz?


Toplum ve aile yapımız bize çocukluğumuzdan itibaren sessiz, söz dinleyen, "iyi çocuk" olmayı öğretmiştir. Kendi ihtiyaçlarını dile getirmek ve sınır çizmek çoğu zaman "bencillik" olarak görülmüştür. Hayır diyememenin temelinde genellikle sevilmeme, reddedilme, yalnız kalma korkusu yatar. Karşımızdakine sınır koyduğumuzda hissettiğimiz yoğun suçluluk duygusu, aslında ona zarar verdiğimizden değil; bilinçaltımızdaki "terk edilme" veya "bağın kopması" korkusunun tetiklenmesinden kaynaklanır. Dolayısıyla hissettiğimiz o sızlayan suçluluk, yanlış bir şey yaptığımızın kanıtı değil; kendimize ait bir alan açmaya çalışırken verdiğimiz duygusal bir büyüme sancısıdır.

 

 

Bencillik Değil, Öz Saygı ve Öz Bakım


Bencil olmak, sadece kendi ihtiyaçlarını merkeze alıp diğer insanların hislerini tamamen yok saymaktır. Oysa "hayır" diyebilmek ve sağlıklı sınırlar koymak bencillik değil, öz saygının kendisidir. Psikolojide kişisel sınırlar, bizim nerede bittiğimizi ve karşı tarafın nerede başladığını gösteren görünmez çizgilerdir. "Bu kadarı bana fazla" ya da "Bunu şu an yapmak istemiyorum" diyebilmek, aslında kendi varlığımıza, zamanımıza ve duygusal alanımıza sahip çıkmaktır.

Sürekli başkalarını memnun etmeye çalışıp her şeye evet demek, zamanla kendi benliğimizden uzaklaşmamıza, kim olduğumuzu unutarak görünmez olmamıza yol açar. Başkalarına sınır çizerek aslında kendinize alan açarsınız; istemediğiniz bir şeye "hayır" dediğiniz an, kendinize çok güçlü ve şefkatli bir "EVET" demiş olursunuz. Sınır koymak, başkalarını reddetmek değil, kendini korumak için uygulanan çok temel bir öz bakım davranışıdır. 

 

Sürekli "Evet" Demenin Sessiz Bedeli


Bizler "hayır" diyemediğimizde hayatımızın kontrolünü ve iplerini başkalarının eline bırakmış oluyoruz. İçten içe istemeyerek verilen "evet"ler zamanla birikir; bu da kronik yorgunluk, depresyon, anksiyete ve hatta psikosomatik bedensel hastalıklar olarak kendini göstermeye başlayabilir. Zihinsel ve duygusal olarak o kadar çok yükleniriz ki, ilişkilerdeki denge tamamen kaybolur ve özsaygımız yitip gider.

 

Sınırlar İlişkileri Bozmaz, İyileştirir


Sanılanın aksine, net ve sağlıklı sınırlar ilişkilerde kopmaya neden olmaz; ilişkiyi daha saygılı, dürüst ve şeffaf bir hale getirir. Kendi ihtiyaçlarını gözetebilen, sınırları olan bir insan, başkalarına karşı da daha gerçek ve sahici bir şefkat gösterebilir. Sürekli evet demek sizi en sevecen insan yapmaz; sadece en yorgun ve stresli insan yapar.

Unutmayın, sınır koymak kimseyi kırmak değildir; kendinize zarar vermemek için seçtiğiniz sevgi dolu bir savunmadır. Hayır derken hissettiğiniz o anlık rahatsızlık, uzun vadede ruh sağlığınızı ve özgürlüğünüzü korumanızı sağlar.


Melisa Aktaş

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page